Arkadya Yayınları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Arkadya Yayınları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Eylül 2015 Salı

KİTAP YORUMU: 22 BRiTANYA YOLU - AMANDA HODGKINSON


Kitap Adı: 22 BRİTANYA YOLU
Yazar: Amanda Hohgkinson
Tür: Dram, Savaş
Yayıncı: Arkadya Yayınları
Çevirmen: Buse BARIŞ
Sayfa: 456


     Her savaş bir kaybediştir…
Kimi sevdiğini, kimiyse benliğini kaybeder…

Silvana ve Janusz, yeni evli bir çifttir ve bu mutlu evliliklerini bir bebekle taçlandırmışlardır. Ancak II. Dünya Savaşı’nın başlayıp Varşova sınırlarına kadar ulaşmasıyla, o huzurlu günler de geride kalır. Janusz, ülkesini savunmak için Polonya birliklerine katılırken, Silvana’ya da küçük oğlunu korumak adına tüm zorluklarla mücadele etmek düşer.

Aradan geçen kâbus dolu altı yılın ardından Silvana, sekiz yaşındaki oğlu Aurek ile birlikte bir deniz yolculuğuna çıkar. Janusz, onların Polonya’dan İngiltere’ye gelmelerini istemiştir. Artık barışın hüküm sürdüğü topraklarda yeniden bir arada olacaklardır. Bir ‘aile’ hayali ise Silvana’nın biricik oğlu Aurek için gerçekleştirmek istediği tek şeydir. 

Fakat ne Silvana ne de Janusz, eskiden oldukları kişilerdir artık. Mutlu bir aile tablosu çizmeye çalıştıkları her an, beraberinde getirdikleri sırların ağına takıldıklarının farkındadırlar. Ya umuda yelken açıp bu sır ağından birlikte kurtulacaklardır ya da onun kendilerini dibe çekmesine göz yumacaklardır. 

İhanetin, sevginin, şefkatin ve annelik duygusunun birlikte harmanlandığı yürek burkan bir roman… -22- Britanya Yolu, savaş sancısıyla dağılan bir ailenin toparlanış öyküsünü etkileyici bir dille anlatıyor.

“Anne ve çocuk arasındaki o kopmaz bağı konu alan bu romanı kolay kolay unutamayacaksınız.”
The New York Times Book Review




    Silvana ve Janusz, yeni evlidir. Bir de çocukları var Aurek. II. Dünya Savaşı'nın Varşova'ya ulaşmasıyla Janusz eşini ve çocuğunu bırakıp savaşa katılmak zorunda kalır. Silvana oğluyla bir başına kalır. Savaş başlamıştır ve artık evinde kalamaz. 6 yıl boyunca oğlu için mücadele eden bir anne görüyoruz kitapta.


    Janusz, savaş sırasında birliğine katılmaya giderken

4 Eylül 2015 Cuma

KİTAP YORUMU: YILDIZ TOZU - PRSCILLE SIBLEY

Kitap Adı: YILDIZ TOZU
Yazar: Priscille SIBLEY
Tür: Romantik, Aşk
Yayıncı: Arkadya Yayınları
Çevirmen: Gizem YEŞİLDAL
Sayfa: 464

   Bir aşk, kaç hayat eder?

   Başarılı cerrah Matthew Beaulieu’nun bildiği tek hayat, çocukluğundan beri âşık olduğu kadın, yani Elle’dir. Ne var ki böyle büyük bir aşk için bile her şey tozpembe değildir. Elle ve Matt ne kadar isteseler de bir türlü evlat sahibi olamıyordur. Çünkü Elle’in hiçbir hamileliği sağlıklı bir şekilde sonlanmaz.

    Ancak kaderin kötü sürprizleri bununla da sınırlı kalmayacaktır. Matt’in tüm dünyası Elle’in kaza geçirdiği haberiyle yıkılır. Bitkisel hayata giren Elle, sağlıklıyken açıkça bu şekilde hayatta tutulmak istemediğini belirtmiştir. Fakat Matt’in biricik aşkının isteğine rağmen onu hayatta tutmak için çok önemli bir nedeni vardır: Elle bir kez daha hamiledir.

   Aynı bedendeki iki ayrı hayat, aynı kalpteki iki ayrı sevgi. Artık Matt yüreğini parçalayan o sorunun cevabını vermek zorundadır. Canından çok sevdiği eşi mi? Yoksa evladı mı?

   Yıldız Tozu, uzun süre hafızalarınızdan silinmeyecek bir başyapıt. Okurken gözyaşlarınıza hâkim olamayacaksınız.


  Matthew Beaulieu başarılı bir cerrahtır. Çocukluk aşkı olan Elle ile evlidir. Birbirlerini çok seven çiftimiz malesef çocuk sahibi olamazlar. Elle'in hamilelikleri hep kötü sonuçlanır. Sonuncu hamileliğinde ölüm tehlikesi yaşayan Elle, tekrar hamile kalmak ister. Elle'in hayatı için endişe eden Matthew bu isteğini geri çevirir.

    Bu konuda tartıştıktan sonra Elle talihsiz bir kaza geçirir ve bitkisel hayata girer. Hayattayken bitkisel hayata girecek olursa bu şekilde yaşamak istemeyen Elle'in fişi çekilecekken hamile olduğunu öğrenirler. Matthew, fişi çekmekten vazgeçer bebeğine bir şans daha vermek ister.

    Fakat Elle'in isteğini yerine getirmek isteyen birisi vardır. Matthew'in annesi. Bebeği için savaşan Matthew'in hikayesini seveceksiniz.

   Arkadya Yayınlarının çıkardığı kitapların hepsini çok beğeniyorum. Şu ana kadar beğenmediğim kitabı olmadı. Yıldız Tozu kitabını okuyamadığım zamanlarda aklım kitapta kaldı. Değişik konusuyla ilgiyi üzerine çekmeyi başaran bir kitap.  



PUANIM: 5/5




    

2 Eylül 2015 Çarşamba

KİTAP YORUMU: GÜNDÜZSEFASI - SARAH JIO


Kitap Adı: GÜNDÜZSEFASI
Yazar: Sarah JIO
Tür: Romantik, Aşk
Yayıncı: Arkadya Yayınları
Çevirmen: Duygu PARSADAN
Sayfa: 360

  Acı ne kadar derinde olsa da zamanla tüm çiçekler güneşe döner yüzünü…

  Kalbin anahtarıdır gündüzsefası. Ruhlarında en derin izleri taşıyanları bile çiçekleriyle sarmalar, filizleriyle umut taşır. İşte böyle gündüzsefasının süslediği bir yüzen evde yaşayan Penny Wentworth, 1950'li yıllarda ünlü bir ressamla evlidir. Her şeye sahip olan Penny'nin tek eksiği ise küçük evlerini taçlandıracak bir bebektir. Ancak gün geçtikçe tek eksiğinin bu olmadığını anlayacaktır çünkü sevgiyi yürekten hissetmek gerekiyordur. Onun hissettiği tek şey ise içini kemiren acıdır…

  Ada Santorini New York'ta yaşadığı trajediden sonra ağır depresyondadır. Kendini toparlamak için Seattle'a Tekneler Caddesi'ne gelir. Burada kiraladığı bir yüzen evde eski bir sandık bulur. Sandıkta Penny Wentworth adında bir kadına ait eski eşyalar vardır. Gariptir ki Tekneler Caddesi'ndeki hiç kimse bu kadınla ilgili konuşmak istememektedir. Merakına yenik düşen Ada, Penny'nin gizemli geçmişine adım atarken kendi geleceğini de örmeye başlayacaktır.

  Okuyucuları kalemiyle büyüleyen Sarah Jio'dan bir başyapıt daha. Gündüzsefası'nı okurken, ne kadar imkânsız görünse de her şeyin bir umuda açılacağını göreceksiniz.

  "Kitabı okuyup rafa kaldırdığınızda bile etkisinden kurtulamayacaksınız."
-Romantic Times-


  Penny Went kendinden yaşça büyük ünlü bir ressamla evlidir. Eşi ile evliliklerinden beklentileri farklıdır. Penny çocuk sahibi olmak ister fakat eşi kesinlikle çocuk istemez. Sık sık çalışmak için evden uzaklaşan eşi yüzünden yalnız kalan Penny, gönlünü başka bir erkeğe kaptırır. 

  Evliliği ve yasak aşkı arasında git gel yaşayan Penny, hayatının kararını vermek zorundadır. Bu zor kararın pençesindeyken talihsiz bir olay yaşar.


  Ada, yaşadığı ağır travma sonrasında işine ara verir ve Seattle'deki Tekneler Caddesi'ne gelir. Burada tanıştığı komşulara alışmaya çalışırken, evinde eski bir sandık bulur. Eşyalarını bulduğu kadının kim olduğunu bulmak ister ama kimse bu konuda konuşmak istemez.


  Zamanla komşusu olan Alex ile yakın bağ kuran Ada, bulduğu sandıktan Alex'e bahseder. Beraber bu işin peşine düşerler. 


   Sarah Jio'nun ilk 3 kitabından sonra Son Kamelya ve Gündüzsefası kitaplarını pek sevemedim. Son Kamelya mı? Gündüzsefası mı? Diye sorarsanız. Gündüzsefası. Bu kitabı bir tık daha önde bana göre.


   Klasik Sarah tarzının dışında ekleyebileceğim pek bir şey yok. Okunabilecek tarzda kitap. Sıkılacağınızı düşünmüyorum.

1 Eylül 2015 Salı

KİTAP YORUMU: SON KAMELYA - SARAH JIO

Kitap Adı: SON KAMELYA
Yazar: Sarah JIO
Tür: Romantik, Aşk
Yayıncı: Arkadya Yayınları
Çevirmen: Ayhan Ece ŞİRİN
Sayfa: 352

  Önce küçük bir tohum düşer kalbin odasına, sonra aşkla yeşerir. Kulak verin, umudun sesini duyabiliyor musunuz?

  1940’lı yılların Amerikası’nda bir fırıncının kızı olan Flora Lewis, un kokulu hayatının bir gün çok farklı yöne sürükleneceğini bilmiyordur. Genç kız bir yandan yaşlı anne babasına yardım ederken, öte yandan botanik bahçesinde bitkilerin ve çiçeklerin gizemli dünyasıyla uğraşmaktadır. Ta ki kendini uluslararası çiçek hırsızlığı zincirinin tam ortasında bulana kadar… Yapacağı iş çok basittir; İngiltere kırsalındaki Livingston Köşkü’ne gidip Middlebury Pembesi olarak bilinen ender bir kamelya türünü bulup haber vermek. Köşke dört öksüz çocuğa dadı olarak sızan Flora, içinde imkânsız bir aşkın tohumlarını büyütürken, ne tür bir belaya bulaştığını acı bir şekilde öğrenecektir.

  Tam elli sene sonra bahçe tasarımıyla uğraşan Addison Sinclair, eşiyle birlikte Livingston Köşkü’ne gelir. Geçmişindeki hayaletten kurtulmaya çalışan Addison, aslında burada çok daha sancılı bir gizemin içine düşer. Bunu çözmeye çalıştıkça dillere destan kamelya bahçesinin kanla sulandığı gerçeğine de adım adım yaklaşacaktır…

  Mart Menekşeleri ve hâlâ çoksatanlar listesinde yer alan Böğürtlen Kışı yazarı Sarah Jio’dan muhteşem bir kitap daha. Son Kamelya, kalbimizdeki geçmişin zehrini umut kırıntısına tutunan küçük bir tohumla yok edebileceğimizi gösteren bir başyapıt.

“Günümüze kadar taşınan geçmişin gizemi ile olayları yatıştıran affetmenin gücü tek kelimeyle muazzam.”
Booklist


  1940 yılında yaşamış olan Flora Lewis, botanik ile ilgilidir. Babasının fırıncı dükkanında babasına yardımcı olurken, Price adındaki uluslar arası çiçek kaçakcısı bir teklifle gelir. Londra'da Livingston Konağından çok nadir bulunan Middlebury Pembesi olarak adlandırılan kamelyayı bulamaktır. Köşke dadı olarak girdikten sonra kendini hiç beklemediği bir anda imkansız aşkın içinde bulur.

  Bir yanda tehtidler savuran Price, diğer yanda aşk. Bu ikilem arasında kalan Flora doğru kararı verebilecek mi?

   2000 yılında başarılı bir bir bahçe tasarımcısı olan Addison Sinclair, geçmişinden kaçmaktadır. Eşinin bu sırrından haberi yoktur. Eşinin ailesine ait olan Livingston Köşküne gider. Burada bulduğu gizemi bir defter dikkatini farklı alana çeker.

  Sarah Jio'nun geçmişten ve günümüzden kesitler anlatarak yazdığı Son Kamelya kitaplarının arasında beni en az etkileyendir. Tarzı aynı fakat hikayede beni çekmeyen bir şey vardı. Eleştirebileceğim tek konu bu.

  Sanırım karakterler soğuk geldi bana. Okuduğuma pişman mıyım? Hayır. Ama yazarın ilk 3 kitabından sonra beklenti yükseliyor.



PUANIM: 4/5


KİTAP YORUMU: BÖĞÜRTLEN KIŞI- SARAH JIO


Kitap Adı: BÖĞÜRTLEN KIŞI
Yazar: Sarah JIO
Tür: Romantik, Aşk
Yayıncı: Arkadya Yayınları
Çevirmen: Duygu PARSADAN
Sayfa: 360

   Kalbinizin derinliklerine işlenen acıyı, tek kelimeyle nasıl dile getirirsiniz?

   “Canım Daniel’ım,

  Kaybolduğun gün dünyam sona erdi, canım oğlum. Seni her kim alıp götürdüyse, seninle birlikte kalbimi, hayatımı da çaldı. Ben senin gülümsediğini görmek, kahkahalarını duymak, mutluluğunu paylaşmak için yaşıyordum…”

  Vera Ray 1933 yılının o karlı mayıs akşamında üç yaşındaki oğlu Daniel’ı son kez öptüğünü bilmiyordur. Her ne kadar oğlunu yalnız bırakma düşüncesinden nefret etse de hayatlarını devam ettirmek için çalışmak zorundadır. Tek avuntusu, gün ağardığında küçücük oğluna sarılacak olmasıdır. Ancak Vera geri döndüğünde karşılaştığı manzara, Daniel’ın boş yatağıdır. Bir de karlar içine gömülmüş olan oyuncak ayısı…

  Seksen sene sonra Seattle yine mayıs ayında karlar altındadır. Köklü bir gazetede muhabir olan Claire Aldridge, bu doğaüstü olayı haber yapacaktır. Araştırmalarına devam eden Claire, küçük çocuğun bu zamana kadar sonuçlanmamış kaçırılma davasıyla karşılaşır. Evlat kaybetmenin ne demek olduğunu çok iyi bilen Claire, bu olayı çözmeye karar verir. Ancak çözdüğü her düğümün, onu Vera’yla olan bağlantısına yaklaştırdığından habersizdir…

  Böğürtlen Kışı aşkı, umudu ve umutsuzluğu derinden anlatan muhteşem bir kitap. Bu öyküyü yüreklerinizden kolay kolay silip atamayacaksınız.


  Vera Ray yoksul bir ailenin kızıdır. Arkadaşı Caroline ile ayn eve yaşamaktadır. Bir gün Olympic Otel'de davet vardır ve Vera, arkadaşının ısrarıyla davete gizlice giderler. Vera, otel sahibinin oğlu Charles ile tanışır. Fakir kesimden olduğu için Charles'ten uzak durmaya çalışır fakat Charles peşini bırakmaz.

  Charles, Vera'nın fakir olmasını önemsemez. Zamanla ilişkileri kuvvetlenir ve beraber olurlar. Bu birliktelikten Vera hamile kalır. Charles'e söylemeye çekinir. Bu sırada Charles, Vera'yı ailesiyle tanıştırır. Ailesi fakir olduğu için istemez ve Charles'in kız kardeşi Josephie Vera ile konuşarak ayrılmalarına sebeb olur. 

  Ayrılmış olmalarına rağmen Vera, erkek çocuk doğurur. Çok zor şartlar altında çocuğunu büyütmeye çalışır. 1933 yılının mayıs ayında kar yağar. Vera, oğlu Daniel'i evde bırakarak işe gitmek zorundadır. Fakat eve döndüğünde oğlunu bulamaz.

  2013 yılının mayıs ayında kar yağar. Bu mevsimsiz kar bilim adamlarına göre böğürtlen kışıdır. Claire Aldridge, Seattle Herald Gazetesi muhabiridir ve 1933 yılındaki ve şimdiki kar fırtınasıyla ilgili yazı yazmasını istenir.

  Claire, araştırmaları sırasında kayıp çocuk haberini görür ve bununla ilgilenmeye başlar. Olaylar bu döngüde devam eder.

  Sarah Jio'nun 3. kitabı olan Böğürtlen Kışı bir çok okurun favorisi. Benim favorim kesinikle Yağmur Sonrası fakat bu kitabında hakkını yememek lazım. Çok ilginç bir konusu var ve çok sürükleyici.

  İlk 3 kitapta bağlantılar var demiştim. bu kitapta da Mart Menekşelerindeki Emily ve Jack'in hayatlarına nasıl devam ettiğini öğreniyoruz. 


PUANIM: 5/5


KİTAP YORUMU: YAĞMUR SONRASI - SARAH JIO


Kitap Adı: YAĞMUR SONRASI
Yazar: Sarah JIO
Tür: Romantik, Aşk
Yayıncı: Arkadya Yayınları
Çevirmen: Duygu PARSADAN
Sayfa: 352

  II. Dünya Savaşı’nın tam ortasında yaşanan yasak aşk ve işlenen korkunç bir cinayet…

  Umut tükenmiş gibi görünse de ikinci şans her zaman vardır… Ya yoksa?

  Anne Calloway ne kadar çabalasa da yetmiş yıldır peşinden gelen anıları bir türlü aklından silemiyordur. Bora Bora Adası’ndan adına gelen gizemli bir mektup ise adeta kapanan yarasını yeniden açar. 

  1942 yazında, II. Dünya Savaşı’nın en hararetli zamanında Bora Bora Adası’nda görev almak için orduya hemşire olarak katılan Anne, genç, güzel ve nişanlı bir kadındır. Ancak orada hiç hesap etmediği bir durumla karşılaşır. Aşk… Kalbini tutkuyla dolduran, yakışıklı asker Westry Green’e karşı koyamaz. Kısa sürede aşkları, adadaki amber çiçekleri gibi filizlenirken, sazdan çatısı olan bir bungalovun altında gizli bir dünyayı paylaşırlar. Ta ki bir gece tüyler ürperten bir cinayete şahit olana kadar... Savaş rüzgârıyla ayrı yerlere savrulan çift, bir daha asla bir araya gelemez. Peki Anne, onca sene sonra çıkagelen bu mektubun izinden gidip taşıdığı vicdan azabını sonlandırabilecek midir? 

  Ya siz, araya zaman, mekân, kişiler girse de gerçek aşkın peşinden gitmeye cesaret edebilir misiniz? 
Mart Menekşeleri ile gönüllere taht kuran Sarah Jio’dan muhteşem bir başyapıt… Yağmur Sonrası ile tutkunun zaman tanımayan öyküsünü okurken, gözyaşlarınıza hâkim olamayacaksınız. 

  “II. Dünya Savaşı’nda Pasifik’in tam ortasında kalan, yürek burkan muhteşem bir aşk hikayesi.”
Kristin Hannah


   Anne Calloway 1942 yılında II. Dünya Savaş'ında gönüllü hemşire olarak arkadaşı Kitty ile savaşa katılır. Savaşa katıldığı dönemde nişanlı olan Anne, savaş sırasında  Westry Green'e aşık olur.  Bora Bora Adası'nda kaldığı dönem boyunca dolu dizgin aşk yaşayan çiftimiz ormanda kimsenin kullanmadığı bir kulübe bulurlar ve burayı buluşma noktası olarak belirlerler. 

  Kulübe de buluştukları bir gün cinayet işlenir. Anne, Westry'nin kimseye bir şey söylememek için neden ısrarcı olduğunu anlamaz ve cinayet aletini saklar.  
  
    Bir süre sonra birlikler dağılır ve Anne evine döner. Aradan yıllar geçer ve Bora Bora adasından gelen mektupla tekrar adaya gitme kararı alır. İlerleyen yaşına rağmen gerçek aşkı Westry'i unutamaz.

    Kitabın neresinden anlatacağımı bilemedim. Çok güzel bir kitap fakat o kadar çok konu var ki spoiler vermekten korktum. Yağmur sonrası Sarah Jio'nun en sevdiğim kitabı. 

  İsteyerek olmasa da kitapları sırayla okumuşum -ki iyi ki sırayla okumuşum- ve ilk 3 kitaptaki ufak bağlantıyı yakaladım. Hazine bulmuş kadar sevindiğimi itiraf etmeliyim.

  Kitaptaki bağlantı şu şekilde; Mart Menekşeleri'nde Ester'in sevgilisi askere gider ve kitapta Ester anlatılır. Yağmur Sonrası'nda ise askerler birisi Eliot. Ara karakter olarak Eliot'un neler yaşamış olduğunu da göstermiş yazar. Ben bu ince detayı çok sevdim.


PUANIM: 5/5


    

KİTAP YORUMU: MART MENEKŞELERİ - SARAH JIO


Kitap adı: MART MENEKŞELERİ
Yazar: Sarah JIO
Tür: Romantik, Aşk
Yayıncı: Arkadya Yayınları
Çevirmen: Nihan GİRAY
Sayfa: 336

   Bir kadının yüreği sırlarla dolu bir denizdir…

   Gerçek aşkı yaşadığına inanan ünlü yazar Emily Wilson, kocasının başka bir kadını ona tercih ettiğini öğrenince, hayal kırıklığına uğrar. Tüm bu olanlara rağmen yine de tek bir damla gözyaşı dökmez. 

   Büyük yengesi Bee, Mart ayını Bainbridge Adası’nda geçirmesi için onu davet eder. Emily ruhunda açılan yaraların iyileşmesi umuduyla, bu teklifi kabul eder. 

   Adanın mistik havasıyla huzuru yakalamaya çalışan Emily, 1943 yılında yazılmış kırmızı kadife kaplı bir günlük bulur. Bu günlük onu geçmişin tozlu sayfalarına hapsolan gerçek bir aşk hikâyesine ve altmış yıllık bir aile sırrına götürecektir…

   Umudun, hüznün ve pişmanlığın bir arada işlendiği büyüleyici bir roman… İlk kitabı Mart Menekşeleri ile Library Journal En İyi Kitap Ödülü’ne layık görülen Sarah Jio, insan kalbinin, ne kadar hatalı olursa olsun sevdiklerimizi her zaman affedeceğini eşsiz bir dille anlatıyor. 

   “Aşk, tarih ve gizem… Daha ne olsun? Mart Menekşeleri, geçmişimizin er ya da geç sürprizlerle karşımıza çıkacağını hatırlatan muhteşem bir roman.”

Jodi Picoult

“Tarih, gizem ve aşkın mükemmel bir karışımı… Bu romanı elinizden düşüremeyeceksiniz.”

Library Journal


   Mutlu bir evliliği olduğunu düşünen Emily Wilson yazdığı kitapla ünlü bir yazar olmuştur. Hayat onun için çok güzelken çok sevdiğini sandığı eşi tarafından aldatıldığını öğrenir. 

  Büyük yengesi imdadına yetişir ve onu çocukken sürekli gittikleri ve çok sevdiği Bainbridge Adası'na davet eder. 

  Kafasını dağıtmak için adaya giden Emily, 1943 yılında yazılmış eski bir defter bulur. Biraz inceleyince bunun günlük olduğunu anlar ve yengesinden saklayarak okumaya başlar. 

  Adada hem olanları unutmaya çalışan hemde bulduğu defterin gizemini çözmeye çalışan Emily, bu sırada Jack ile tanışır. Jack ile vakit geçirmek ona iyi gelse de Bee yengesi Jack ile görüşmesinden memnun değildir.

  Günlüğü okumaya başlayan Emily, Ester ve Eliot adında iki kişinin aşkının yazıldığını anlar. Evliliğinin bitmesinin üzüntüsünü yaşarken, gizemli aşk hikayesini de çözmeye çalışır. Günlüğün sonuna geldiğinde öğrendikleri onu baya şaşırtacaktır.

  Mart menekşeleri Sarah Jio'nun okuduğum ilk kitabı. Arkadaşımın tavsiyesi üzerine aldığım kitabı bir solukta okudum. Bir kitap iki ayrı hikaye okuyorsunuz. Sarah Jio'nun tarzı bu. Agapi dışında tüm kitapları aynı tarzda yazılmış.

  Romantik kitapları okumayı seviyorsanız Sarah Jio tam size göre. =)



PUANIM: 5/5